Osmanlı’da İltizam Sistemi Ne Zaman Kaldırıldı? Küresel ve Yerel Perspektiften Bir Bakış
Osmanlı İmparatorluğu’ndan günümüze pek çok siyasi, ekonomik ve sosyal sistem miras kalmış durumda. Bunlardan biri de iltizam sistemi. Bu sistemin ne zaman kaldırıldığı, Osmanlı’nın son döneminde yapılan reformların nasıl şekillendiğini ve sonrasında Türkiye’nin bu mirası nasıl ele aldığını anlamak, hem tarihsel bir merak hem de günümüz dünyasında ekonomik yapıların nasıl evrildiğine dair önemli ipuçları veriyor. Peki, Osmanlı’daki iltizam sistemi ne zaman ve nasıl kaldırıldı? Bu yazıyı okurken, belki de farkına varmadığımız bazı paralellikleri ve günümüzdeki etkilerini keşfedeceğiz.
İltizam Sistemi Nedir?
Öncelikle iltizam sistemini kısaca tanımlayalım. Osmanlı’da iltizam, vergi toplama işinin devlete ait olmaktan çıkarılarak, belirli şahıslara veya gruplara verilmesi anlamına geliyor. Bu şahıslar, devlete belirli bir bedel ödeyerek, vergi toplama işini üstleniyorlar ve topladıkları vergilerden kendi paylarını alıyorlardı. Bu sistemin kökeni, Osmanlı’dan önceki İslam dünyasında da bulunuyordu. Ancak Osmanlı’da iltizam, belirli bir düzen içinde, hem yerel hem de küresel açıdan önemli sonuçlar doğurdu.
İltizam sisteminin en dikkat çekici yönlerinden biri, bu sistemin bireylerin devletle olan ilişkisini doğrudan değiştirmesiydi. Yani, vergi tahsilatını yapanlar aslında vergi mükelleflerinden çok daha fazla güç kazanmışlardı. Zaman içinde, bu durum hem yerel halk hem de devlet için pek çok sosyal ve ekonomik soruna yol açtı.
Osmanlı’da İltizam Sistemi Ne Zaman Kaldırıldı?
İltizam sistemi Osmanlı’da özellikle 16. yüzyıldan itibaren yaygınlaşmaya başlamıştı. Ancak, bu sistemin etkinliği ve denetimi gittikçe zorlaşmış, başta devletin gelirleri olmak üzere pek çok soruna yol açmıştır. 19. yüzyılda, Tanzimat dönemi reformları ile birlikte iltizam sistemi kaldırılmaya başlanmıştır. 1839’daki Tanzimat Fermanı, Osmanlı’daki vergi sistemini modernize etmeyi amaçlayan bir adımdı. Ancak, asıl önemli adım 1840’larda atıldı ve bu tarihlerde iltizam uygulaması, yerini daha merkeziyetçi bir vergi toplama sistemine bıraktı.
Bununla birlikte, iltizam sisteminin sonlandırılması sadece vergi toplama yöntemleriyle ilgili bir mesele değildi. Aynı zamanda devletin toplumla olan ilişkisini, bireylerin devletle olan ilişkilerini ve hatta yerel yönetimlerin gücünü de derinden etkileyen bir değişim sürecinin başlangıcıydı.
Küresel Perspektifte İltizam Sistemi
Dünyanın farklı yerlerinde de benzer sistemler bulunuyordu. Mesela, Fransa’da feodal sistemde benzer bir şekilde, toprağı işleyen köylülerden alınan vergi, yerel toprak sahipleri tarafından tahsil ediliyordu. Ancak, Fransız Devrimi ve sonrasındaki süreçte, merkeziyetçi yönetim anlayışı yerleşmeye başlayınca, bu tür vergi tahsilat yöntemleri zamanla ortadan kalktı.
Bir başka örnek de İngiltere’deki vergi sistemidir. Orta Çağ’dan itibaren İngiltere’de de, vergi toplama ve yönetim daha çok yerel düzeyde, toprak sahipleri tarafından yapılırdı. Ancak, zaman içinde merkezi hükümetin gücü arttıkça, vergi toplama işlevi devletin doğrudan sorumluluğuna girmeye başladı. Bu süreç, tıpkı Osmanlı’da olduğu gibi, devletin halkla olan ilişkisini daha şeffaf hale getirmek ve vergi gelirlerini daha merkezi bir şekilde toplamak adına önemli bir adımdı.
Türkiye’de İltizam Sisteminin Kaldırılmasının Sonuçları
Osmanlı’da iltizam sisteminin kaldırılması, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasından sonra da derin etkiler bıraktı. Cumhuriyetin ilk yıllarında, vergi toplama ve ekonomik düzenlemeler, modernleşme adımlarıyla birlikte yeniden şekillendirildi. Bu, Türkiye’nin ekonomisini daha şeffaf, merkeziyetçi ve adil bir şekilde yönetme arzusunun bir parçasıydı. Ancak, Türkiye’deki modern vergi sistemine geçişin sancıları da oldu. Yerel yönetimlerin daha fazla söz sahibi olduğu bir yapıdan, merkezi hükümetin daha fazla müdahale ettiği bir düzene geçiş, toplumsal yapıyı da etkiledi.
Sonuç olarak, iltizam sisteminin kaldırılması, Osmanlı’nın son dönemindeki sosyal adalet arayışının bir simgesiydi. Bu sistemin kaldırılması, daha adil ve verimli bir vergi toplama sistemine duyulan ihtiyacı gösteriyordu. Ancak, bu geçiş süreci halk üzerinde pek çok olumsuz etki bıraktı. Vergi yükünün arttığı, yerel yönetimlerin güç kaybettiği ve halkın daha fazla devletle yüzleştiği bir ortam oluştu. Bu, bugün bile hala Türkiye’nin vergi ve yönetim yapısına etki eden bir miras olarak varlığını sürdürüyor.
Günümüz Dünya Ekonomilerinde İltizam’ın Yansıması
Günümüzde benzer vergi toplama ve yönetim sistemlerinin yok olduğu söylenebilir. Ancak, bazı gelişmekte olan ülkelerde yerel yönetimlerin ve halkın bu tür düzenlemelerle hala mücadele ettiğini görmek mümkün. Özellikle Afrika’da ve bazı Asya ülkelerinde, vergi toplama sistemlerinin hala denetimsiz ve düzensiz olduğu yerler var. Öte yandan, gelişmiş ülkelerde vergi toplama, tamamen devletin kontrolünde ve şeffaflık esasına dayanıyor.
Bugün Türkiye’de ise hala çok sayıda vergi mükellefi, adaletli bir vergi sisteminin eksikliğinden şikayetçi. Yani, iltizam sisteminin kaldırılması, kısa vadede birçok sorunun çözülmesini sağlasa da, uzun vadede vergilendirme konusunda hala bazı yapısal sorunlar devam ediyor.
Sonuç: Osmanlı’dan Günümüze İltizam Sistemi
Osmanlı’da iltizam sistemi, sadece bir vergi toplama yöntemi değil, aynı zamanda devletin halkla olan ilişkisini şekillendiren, dönemin sosyal yapısını yansıtan bir uygulamadır. 19. yüzyılda yapılan reformlarla kaldırılması, Osmanlı’nın son yıllarındaki ekonomik modernleşme sürecinin bir parçasıydı. Küresel açıdan bakıldığında ise, iltizamın benzeri uygulamalar dünyanın birçok farklı bölgesinde vardı. Ancak günümüzde, iltizamın bıraktığı izler, hala bazı ülkelerde görülebilir. Türkiye’de de bu geçişin izleri hâlâ mevcut ve toplumsal yapıyı etkileyen bir konu olmaya devam ediyor.