Haşlanmış Yumurta Bakteri Üretir mi?
O Sabahın Tadı: Yumurta ve Hayal Kırıklığı
Kayseri’nin soğuk sabahlarından birindeyim. Dışarıda kar, yerleri beyaza bürümüş, içimde ise bir hüzün var. Yataktan kalkmak, uyanmak her zaman kolay değildir. Ama bir şey vardı bu sabahda, bir umut… “Bugün iyi geçecek” dedim kendi kendime, güne başlamadan önce. Kahvaltıyı hazırlamaya karar verdim, belki biraz farklı bir şeyler denemek isterim diye düşündüm. Ama ne de olsa, her şeyin en basit ve en güvenli yolu haşlanmış yumurtadır.
Bir yandan sıcak su kaynarken, bir yandan da başımı sallayarak bu kadar basit bir şeyin bile bana ne kadar huzur verdiğini düşünüyordum. Hızlıca üç yumurtayı alıp tencereye koydum. Yavaşça kaynamaya başladılar. Sanki bir tür sessiz melodiyi çalıyormuş gibi, kaynayan suyun sesi içimi rahatlattı. Ama işte, o an bir şey değişti. Bir anda aklıma geldi. “Haşlanmış yumurta bakteri üretir mi?”
O Anın Gücü: Bir Sorunun Ardında
Bazen hayat, bir kelimeyle değişir. O kelime, ya da bir düşünce, bir anlık kayıtsızlık, her şeyi yeniden şekillendirebilir. Yavaşça kaynamaya devam eden suyun içinde, bir taraftan da bu soruyu kendime soruyordum: Haşlanmış yumurta bakteri üretir mi?
Sürekli her şeyin en temiz ve sağlıklı olmasına dikkat ederim. Kafamda hep bir temizlik kaygısı vardır. Ama, yumurtayı kaynatırken, o an içimde bir şeylerin kırıldığını fark ettim. Bir süre önce, sağlıklı yaşamla ilgili okuduğum bir makale aklıma gelmişti. Orada, haşlanmış yumurtaların, yanlış saklanırsa bakteri üretebileceği yazıyordu. İşte o an o soru, bir ihtimal gibi büyüdü: Acaba ben de bir hata mı yapıyordum?
Kafamda bu soru dönerken, zaman hızla geçiyor ve yumurtalar kaynamaya devam ediyordu. Evet, bu kadar küçük bir şey, yani bir haşlanmış yumurta, bir anda büyük bir kaygıya dönüşebiliyordu. Hemen interneti açıp araştırmalara başladım. Gerçekten de, uzun süre bekleyen ya da uygun koşullarda saklanmayan haşlanmış yumurtaların bakteri üretebileceğini öğrendim. İstediğim kadar dikkatli olsam da, bazı şeylerin gerçekten kontrol edilemez olduğunu fark ettim.
Hayal Kırıklığı: Güvenin Sonu
O an kafamda bir soru daha belirdi: Neden kendime her zaman bu kadar güveniyorum? Her şeyin mükemmel olması gerektiğini düşünüyorum, ama hiçbir şeyin tam anlamıyla mükemmel olmadığını kabul etmek zorundayım. O gün, bir haşlanmış yumurtanın içinde, bu basit ama karmaşık soruyla yüzleşmek, bana hayatın aslında ne kadar düzensiz olduğunu hatırlattı. Ne kadar sağlam bir plan yaparsam yapayım, ne kadar kontrollü olmaya çalışsam da, hayat her zaman bir şekilde benden bir adım önde oluyordu.
İşte o an, sanki birinin bana seslendiğini hissettim: “Bazen kabul etmelisin, her şey mükemmel olmayacak.” Ama bu kadar büyük bir sorunun altında, yumurtaların kaynamaya devam etmesi, bana tuhaf bir şekilde bir umut da veriyordu. “Belki de, hayat biraz da böyle olmalı” diye düşündüm. Belki de her şeyin bir dengeyi vardır ve bazen ona odaklanarak, sadece bir anın tadını çıkarmak gerekir.
Umut: Belki de Her Şeyin Bir Anlamı Var
Bir süre sonra, kaynayan yumurtalarımı dikkatlice aldım, kabuklarını soyarken küçük bir huzur hissettim. Gerçekten de, haşlanmış yumurtanın bakteriler üretmesi, hayatın karmaşık gerçeğiyle sadece bir metafor gibiydi. Bazen yaşamda her şey yolunda gitse de, bazı şeylerin eksik ya da yanlış olduğunu görmek zorundayız. Ama bu, ilerlememize engel olmamalı. Hayatın bazı yönleri, işte bu kadar belirsiz ve kaotik.
Yumurtalarımı afiyetle yerken, içimdeki hayal kırıklığını, kaygıyı ve umutları düşünmeye başladım. Belki de hayat, bir noktada, basit şeylerin bile ne kadar değerli olduğunu anlamaktan ibarettir. Bir haşlanmış yumurtada bulduğum bu soru, bana bir anlamda kendi hayatımı sorgulatmıştı. Ama aynı zamanda, yaşamanın ne kadar değerli olduğunu ve her anın kıymetini bilmemiz gerektiğini de gösterdi. Çünkü sonuçta, hangi soruyu sorarsak soralım, hayat hep devam eder.
Sonuç: Kaygı ve Umut Arasında
Sonunda, haşlanmış yumurtalarımı yemekle kalmadım, aynı zamanda o sabahın içinde bulunduğum o anı da sindirerek geçirdim. Belki de bir haşlanmış yumurtada gördüğüm sorular, aslında hepimizin içinde bir yerlerde duran o daha büyük soruların yansımasıydı. Belki de en önemli soru, “Hayatın kontrolünü elinde tutabilir misin?” sorusudur. Belki de değil. Ama önemli olan, her anın içinde bulduğumuz anlamı unutmamaktır.
Her şeyin mükemmel olmasına gerek yok. Hem hayatta hem de bir haşlanmış yumurtada, biraz düzensizlik olabilir. Ama işte bu, hayatı güzelleştiren, onu yaşayan kılandır.