Özlem Nasıl Bir Duygudur?
Özlem, belki de en karmaşık ve derin duygulardan biridir. Hem geçmişin göğsümüzde açtığı yaradır, hem de geleceğin belirsizliğine duyduğumuz sessiz bir çağrıdır. Özlemi, sadece kaybettiklerimizle ilgili bir hüzün olarak tanımlamak oldukça yetersiz olurdu. İçinde binbir çeşit duygu barındırır: hasret, arzu, kayıp, beklenti… Özlem, tam olarak ne olduğunu tanımlamak zor bir duygu. Yani, bazen “özlüyorum” dediğimizde, neyi özlediğimizi bilemiyoruz, sadece içimizde bir boşluk hissediyoruz.
Geçmişin Özlemi: Zamanla Değişen Bir His
Özlem aslında çoğu zaman geçmişin izlerini taşır. Eskiden çok yakın olduğumuz birini, uzun süre göremediğimizde, ilk olarak zamanın içinde kaybolan bir şeylere duyduğumuz acı gelir. Bu acı, aslında geçmişin tatlı hatıralarına karışır. Örneğin, üniversite yıllarımda arkadaşlarımla geçirdiğim o uzun, dertsiz tasasız günleri düşündüğümde, içimde bir hüzünle karışmış bir nostalji belirir. O anları şimdi tekrar yaşamak isterdim ama biliyorum ki, o anların zamanı geriye alamazsınız.
Bir bakıma, geçmişe duyduğumuz özlem, zamanla şekillenir. Yani, o dönemde belki de o kadar değerli olmayan bir şeyin şimdiki zamanla kıyaslandığında ne kadar kıymetli olduğunu fark ederiz. Bir başka deyişle, özlem, geriye dönüp baktığımızda her şeyin ne kadar güzel olduğunu fark ettiğimiz bir yanılgı gibidir. Ama ya şimdi de bir gün gelecekte özlenecekse? “Şu an yaşadıklarımızı da bir gün özleyecek miyiz?” diye düşünüyorum. Gerçekten bilemiyorum ama özlem belki de hep geleceğe dair bir boşluk bırakır.
Bugünün Özlemi: Şimdi ve Burada Bir Hissiyat
Peki, bugün özlem duygusu nasıl bir şey? Hepimiz, şu anda yaşadığımız şeylerden ve insanlardan özlem duyuyor muyuz? Ben İstanbul’da yaşıyorum, büyük bir şehirde, yoğun bir iş temposunun içinde. Ancak bu kadar kalabalık bir yerde bile, bazen yalnızlık hissi beni buluyor. Özlem, sadece geçmişe değil, aynı zamanda şu an sahip olamadıklarımıza da dair bir duygudur. İşe gitmek zorunda olduğum o sabah saatlerinde, kahvemi içip pencere kenarına oturup, dışarıda güneşin batışını izlemeyi ne kadar çok özlediğimi fark ediyorum. İş yerinde olduğumda, zihnimin nereye gitmesi gerektiğini bilmek isterdim. Ama burada, her şey aynı, rutin. Öyleyse, özlediğim şey şu anın dışında bir şey mi? Yoksa daha fazlası var mı?
Özlem bazen de insanların yanında olmamalarına duyduğumuz bir şeydir. Evde ailemle birlikte geçirdiğim zamanları, ama özellikle yalnız kalmanın kıymetini düşündüğümde, özlediğimi fark ediyorum. Bu sadece bir insanın varlığını değil, onunla paylaşılan anların ve huzurun da özlemi. İşte o zaman bu duygunun ne kadar güçlü olduğunu hissediyorum. Hem içimde bir boşluk, hem de bir şeylerin eksikliği.
Gelecekteki Özlem: Bir Beklenti ya da Korku?
Bir de gelecekteki özlem var. Gelecek için özlem, bence biraz daha karışık bir duygu. Özlem yalnızca geçmiş ya da şu anla ilgili değildir; aynı zamanda, beklediğimiz ama henüz gerçekleşmeyen şeylere duyduğumuz bir duygudur. Mesela, ilerleyen yıllarda kariyerimde bir noktaya geldiğimde ne hissedeceğim? Ya da belki ileride bir yere seyahate çıktığımda, şu anki halimi özleyecek miyim? Geleceğe duyduğum özlem, beklediğim güzel anların hayaliyle şekilleniyor. Ama bir o kadar da endişe duyuyorum. “Ya beklediğim gibi olmazsa?” diye içimden geçiyor. İçimdeki ses, “O zaman da başka bir şey bekleyeceksin” diyor. Belki de özlem, sürekli olarak yeni bir hedefe duyduğumuz istekten ibarettir.
Özlem Bir Arayış Mıdır?
Bazen düşünüyorum, özlem bir arayış mıdır? Bir şeyi ya da birini özlemek, aslında kaybettiğimiz bir şeyin yerine bir başkasını koyma çabamız olabilir mi? Hani derler ya “İnsanlar hep bir şeylere özlem duyar, ama bazen aradığını bulamaz.” Belki de özlem, kaybettiğimiz ya da eksik olan bir şeyin yerine başka bir şeyler aradığımızın göstergesidir. Mesela eski arkadaşlarımla vakit geçirmek, ama aynı zamanda o eski halimi de bulmak istiyorum. Ya da geçmişte daha rahat olduğum bir dönemi, ama aslında bugünkü benle karşılaştırıyorum. Ya da belki de yıllar sonra farklı bir hayat kurma arzusu… Hepsi bir arayış gibi. Ve bu, hep bir eksiklik duygusu yaratıyor.
Sonuç: Özlem Bir Duygu, Bir Hikaye
Özlem, sadece bir duygu değil; bir hikaye. Geçmişin, bugünün ve geleceğin iç içe geçtiği bir duygu. Belki de bu yüzden özlem, her zaman çok katmanlı ve çok yönlü bir hissiyat. Kimileri için yalnızca bir kayıp, kimileri için ise bir umut. İçimdeki ses, “Özlemek, aslında yaşamın bir parçası mı?” diyor. Belki de gerçekten öyledir. Çünkü her anın, her anı kaybolmadan değerini bilmemiz gerektiğini hatırlatan, derin bir his. Özlem, hem eksikliğin hem de arayışın bir yansımasıdır. Bugün özlediğimiz şeyler, belki yarın bizi farklı bir yere götürecek.